Ruh Salatası

Konjenital geyik, şu aralar depresyonu yaşam biçimi olarak özümsemiş, çocukluğuna doyamamış, zaten her acının da tiryakisi olmuş, evcilik modunda bir insan evladı.

15 değilim, 20 de değilim, 25 hiç değilim. Başı 'Ü' sonu 'züm' nedir bu?

From Turkey with love...
Recent Tweets @ruh_salatasi
Vay Be!
Nöbetçiler!

Frida Kahlo’nun arkadaşı olsaydım ilk işim kaşlarını almak olurdu.

- Yıldız Savaşları ne taraftaydı abi?

+ Buradan düz git, ilerideki tepeden sola dön hah orada mekiği göreceksin. 15 dk içinde fırlatılacak basa bas gidersen yetişirsin.

Şefin tavsiyesi.

Google’dan görselleri bulmuş bulmuş ondan sonra “ben gezdim!” Bari yüksek çözünürlüklü bir şeyler ekle de azcık inanalım. 320x320 res pixel özürlü fotoğrafı eklemiş cacık malzemesi…

Gidek.

Gidek.

What does Istanbul mean?

İstiyorum!

Üst orta Nanik Metal.

Duygulandım..

Duygulandım..

Büyük Türk Milleti’nin yüksek takdirlerine:

Bizler vatan uğrunda anadan, yardan, serden geçenlerin evlatları,

Vicdanı, ahlakı ve izanı olanlar,

Yüreklerinde Allah korkusu, gönüllerinde millet sevdasından başka hiç bir duyguya yer

bırakmayanlar,

Kim diye sorulduğunda sağına soluna bakmadan: “Ben!” diyebilen Asım’ın nesli,

Binlerce yıllık şeref dolu mazinin, şehidin, şühedanın, kahramanlıklarla yazılan bir

destanın adı, yüce Allah’ın yer yüzündeki kılıcı büyük Türk Milleti’ne sesleniyoruz:

“Yâ Rabb! Seni kendime vekil yapıyorum. Azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve

senin uğrunda savaşıyorum. Ey Allah’ım! Niyetim halistir, bana yardım et. Sözlerimde

hilaf varsa beni kahret.” diyen Sultan Alparslan’ın giydiği kefenle başlayan Anadolu’daki

varlığımızın devamı, milletimizin ve devleti ebed müddetin bekası için bir kez daha

kefenimizi giyiyoruz.

Hafızalarımızı tazeliyor ve ihanetin zincirine yeni bir halka daha eklenmesine

tahammülümüzün olmadığını aziz milletimizin dikkatine arz ediyoruz.

Bu vesile ile hatırlatmak isteriz ki 19 Ekim 2009’ da “Terör Açılımı” adı altında 34

teröristin Habur Sınır Kapısı’ndan girişi için kurulan çadır tiyatrosunun ilk perdesini 2.

yıldönümünde Çukurca’da 24 askerimizin şehit edilmesiyle kapattığını unutmadık.

Ardından gelen açıklamaları ve terörist başıyla görüşüldüğü iddiasının sahiplerinin

“şerefsizlikle” itham edildiğini de anımsıyoruz, müzakerenin de pazarlığında,

teslimiyetin de ayrımındayız. Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alan iktidarın; 

değişik zaman ve yerlerde kaçırılan 8 kamu görevlimizi terör örgütü PKK’dan tutanakla 

teslim alma sahnesinin dünya üzerinde en köklü devlet geleneğine sahip olan Türk 

Devleti’nin haysiyetini, namusunu ve şerefini ayaklar altına aldığını da asla 

akıllarımızdan çıkartmıyoruz.

Canları pahasına Türk Devleti’ni korumuş Mete Han’ın, Sultan Alparslan’ın, Osman

Gazi’nin, Fatih Sultan Mehmet’in, Abdülhamit Han’ın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün,

şehidin kemiklerini sızlatıldığının da farkında ve kinindeyiz.

İktidara sahip olanların gözlerini terörist başı Öcalan’a çevirdiğini, ağzından dökülecek

sözlere sadakatle uyma yarışına girdiğini de ibret ve hiddetle izlemekteyiz.

Bebek katili, eli kanlı terörist, terörist başının nasıl bir anda sayın Öcalan (!) haline

geldiğini, terörle mücadelenin bir anda nasıl olup da teröristle müzakereye 

dönüştüğünü de asla gözden kaçırmadık. İhanet tezgâhına “Analar ağlamasın, kan 

dökülmesin!” diye destek verenleri de biliyoruz. Bunun yüreklerinde binlerce yıllık 

mazinin hatırasına saygı olmayan ve ölümden korkan zavallıların dillerinden çıktığını 

da…

Ziya Gökalp’ın memleketinde terör örgütü paçavraları arasında eli kanlı bir katilin 

sözde

çözüm mesajını dinlemek için toplanan kitlenin içine düştüğü ihaneti de gördük, buna

alkış tutan iktidarı da, sözde aydını da gazeteciyi de not ettik.

Bütün bunlar olurken, milletimiz barış masallarıyla uyutulurken, milletimizingeleceğine yön verme gayesiyle bina edilen üniversitelerin örgüt karargâhı haline

geldiğini; örgüt paçavralarının, bebek katilinin posterlerinin asıldığı kampüslerde Türk

Bayrağı asan, Çanakkale şehitlerini anma programı düzenleyen öğrencilere döner

bıçakları, sopalar, satırlar ile saldırıldığını da, buna iktidar tarafından göz yumulduğunu

da biliyoruz.

Şimdi, ülkenin sahibi olan bizler, son sözümüzü söylemeden ve meşru savunma 

hakkımızı kullanmadan önce bu ihanetin içerisinde yer alan, tavrıyla, sözüyle, yazısıyla 

ve hatta suskunluğuyla bu aşağılık sürece hizmet eden herkesi son kez uyarıyoruz. 

Haysiyetiniz, onurunuz, şerefiniz ve zerre kadar utanmanız varsa tuttuğunuz bu yoldan

geri dönün! 

Bu vesile ile bu yıkım sürecine karşı çıkmanın her Türk evladının asli vazifesi olduğunu

hatırlatarak, atalarının kanlarıyla canlarıyla aldığı, her bir karış toprağında Türk kanı

olan vatan toprağını kaderine terk etmenin vebalini huzur-u mahşerde kimse

veremeyeceğini tekraren dile getiriyoruz.

Sen Türk Evladı, unutma!

Sahipsiz kalan vatanın batması haktır,

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.

TÜRKLÜĞÜNE SAHİP ÇIK!

Goddamn Jimmy! This is some serious gourmet shit!